Russian  English 
  | Logon |   Ara  

 

         Kurumsal

 

 




 

 

T.C Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı’nın Katılımı İle Düzenlenen Özel Meclis Toplantısı’nda İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş’ın Açılış Konuşması

13.10.2011



Bakanımızı geçtiğimiz yıl bu salonda Devlet Bakanı olarak dinlemiştik.

Odalarımızın bağlı olduğu, Gümrük ve Ticaret Bakanı olunca da geçtiğimiz ay ziyaretine gittik.

İzmir’e davet ettik.

Hemen bize “13 Ekim’de geliyorum” dedi.

Bu kadar kısa sürede davetimizi kabul ettiği ve gösterdiği yakın ilgi nedeniyle kendilerine İzmir iş âlemi adına şükranlarımızı sunuyorum.

Değerli Bakanım, öncelikle üyesi olduğunuz Hükümetimize ve Başbakanımıza teşekkür ederek konuşmama başlayacağım.

Teşekkürlerimizin çok nedeni var ama en önemlileri;

• EXPO 2020’ye aday gösterilmemiz,
• Seçimlerde 2 yatırımcı ve yaptırımcı bakanın İzmir’den milletvekili yapılması,
• 61. Hükümetin kurulması ile birlikte çok hızlı biçimde yatırımların başlatılması,
• ABD; Japonya, Avrupa yerlere serilirken, ekonomik sorunlarla boğuşurken büyüme rekoru kırmamıza yol açan dirayetli yönetiminiz,
• Önümüze 2023 hedefi koyarak bizi motive etmeniz.

Bu nedenleri çoğaltabilmemiz mümkün.

Memnuniyetimizi ifade ettim ama büyük hedeflere ulaşmak, başarılı olmamız,  çoluk – çocuğumuz ve çalışanlarımızla mutlu olabilmemiz için elbette dilek ve isteklerimiz olacak.

Bunları size Ankara’da Odamızı kabulünüzde söylemiştim, yine izninizle kısa kısa arz edeceğim.

Fakat yanlış anlaşılmak istemem.

Ben bu konuşmayı teşekkürleri siz buradasınız diye yapmıyorum.

Her ayın son çarşambası düzenlenen meclis toplantılarımızda bu kapsamda konuşuyorum.

Bizim en çok sıkıntı yaşadığımız konu, yeni göreviniz olan “Ticaret” alanında.

Gerçekten iç ticarette, küçük – büyük tüm esnaf, tacir, sanayici olarak hepimiz son derece rahatsızlık içindeyiz.

Zincir mağazalardan, hipermarketlerden şikâyetlerimizi artık duymayan kalmadı.

Sağırsultan bile duydu.

Onun üzerine pek çok tasarı hazırlandı.

Fakat hala iç ticarete düzen getirecek olan yasa çıkartılamadı.

Sayın Bakanım abartmıyorum, bu düzenlemeyi yapın tüccar ve esnaf heykelinizi diker.

Mağduriyetimiz o kadar büyük.

Artık bu zincirler gelir düzeyi yüksek semtlerde yapılanmalarını tamamladılar, varoşlarda, gecekondu bölgelerinde, sosyal konutların olduğu yerlerde de işi bitirmek üzereler.

Çoğu her hafta bir market açıyor.

Tamam açsınlar, ticaret serbest, güçleri de var.

Ama bu güç kendi güçleri değil ki.

Malını sattığı üretici firmalara diyor ki;

“Yeni mağaza açtım şu kadar euro ödeyeceksin”,

“Orada bir rafa malını koyacağım şu kadar euro ödeyeceksin”.

Toplanan para ile o market açılıyor.

Yani bizim paramız ile perakende pazarımız işgal ediliyor.

Bu ödemelerle iş bitse iyi.

Çilemiz burada da bitmiyor.

Çeşitli isimler altında sürekli faturalar geliyor.

Bilgi paylaşımı, inşaat, aktivite primi v.s.

Ayrıca alacaklarımız vadesinde ödenmiyor.

Bazı firmalarımız, büyük paralar ödeyerek girdiği raflardan, yerlerden çıkmak için neredeyse üste para veriyor.

İddia ediyorum ki, bu marketlerle sorun yaşamayan bir tane üretici firma yoktur.

Alacağımızı alamıyoruz, alacaklarımız konusunda muvazaa yaratma konusunda çok becerikli ekipleri de var. 

Dayanılacak gibi değil.

Bıçak kemiğe dayandı.

Bir süre sonra esnaf, tacir ve sanayicinin sokağa dökülmesi sürpriz olmayacaktır.

Tüm Türkiye odalarını İzmir’de toplantıya davet ettik, birlikte yöntem belirleyeceğiz.

Yıllarca semt pazarlarındaki kayıtdışı satışlara ve buralarda her şeyin satılmasına karşı çaba gösterdik.

Pazarlar, yaş sebze – meyve ve kuru bakliyatın satıldığı yerler olması gerekirken, günümüzde her şeyin satıldığı yerler oldu.

Her gün her semtte, her ilçede Pazar kurulduğu günlere geldik.

Mobilya, beyaz eşya, kozmetik, nalburiye, konfeksiyon yani aklınıza gelen her şeyi pazarda bulabilirsiniz.

Hatta bilgisayar bile….

Fatura yok, KDV yok, kira yok, sigortalı çalışan yok.

Tüm bu saydığımız yükümleri yerine getirmeye çalışan üyelerimizin bu haksız rekabete dayanmaları, bu yükümlülüklerini sürdürebilmeleri mümkün mü?

Günümüzde dükkânlar mobilize oldu.

Pazarlara taşındı.

Pazarın tarifini yeniden yapmamız gerekiyor.

Odamızda 250 hal komisyoncusu var.

Bu meslek babadan oğula geçen bir birikim gerektirir.

Kiralama konusunu çözdünüz, haldeki yerlerinin ihaleye çıkılmasını önlediniz, teşekkür ederiz.

Geçtiğimiz yıl “Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” yayımlandı.

Bu yasa ile toptancı haline getirilmeden sadece bildirime tabi olan satışların kapsamı genişletiliyor.

Kayıtdışı satışlar artacak, hallerin etkinliği azalacak.

Bu nedenle tüm ürünler mutlaka halden geçirilmelidir ki fiyat burada oluşsun.

Arz ve talep birarada olursa o mekanda fiyat da ortaya çıkar.

Hal’e ne kadar çok mal girerse fiyat o kadar tüketici lehine olur.

Türk Ticaret Kanunu’na en hazırlıklı il İzmir ve Kocaeli’ymiş.

Biz çok sayıda toplantı yaptık.

İç Ticaret Genel Müdürümüz Sayın İsmail Yücel her seferinde toplantılarımıza katıldı.

Üyelerimizi bilgilendirdik, bilgilendirmeye de devam ediyoruz.

Uygulamaya 9 ay kaldı.

Bazı sakıncaları olan bu kanun ile ticari sır diye bir şey kalmıyor.

Çoğunluğu aile şirketi ve KOBİ olan yapımızın ilk zamanda zorlanacağını düşünüyorum.

KOBİ’lere sanki halka açık, borsaya kote şirketlermişçesine yükümlülükler getirildi.

Gümrüklerle ilgili konulara da kısaca değinmek istiyorum.

* Antrepolara boşaltılmak üzere gümrük idarelerine gelen araçlarda bulunan eşyanın birden fazla alıcısı olması halinde sorunlar yaşanıyor.

Tüm bu alıcıların antrepo beyannamesi vermeleri gerekiyor.

Bir alıcının bile beyanname vermemesi halinde diğer alıcıların malları da bekletiliyor.

Bu da kuşkusuz taşıma maliyetlerini arttırıyor, siparişleri geciktiriyor.

Bunun önlenmesi için Başmüdüre yetki verilmesi ve “yetkilendirilmiş bir gümrük müşaviri”nin nezaret ve sorumluluğunda araçların boşaltılabilmesi sağlanabilir.

Bu uygulama halihazırda sadece İstanbul Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü bağlantısı olan gümrük idarelerinde mevcut.

* Bir diğer konu da; ithal eşyasının gümrük kıymetinin belirlenmesi sürecinde yaşanan mağduriyetler.

Bildiğiniz gibi; yurtdışından gelecek olan eşyaların G.T.İ.P. numaralarına göre emsal fiyatlarının belirlenmesi aşamasında, referans kıymetleri kıymet veri bankasından temin ediliyor.

Belirtilen fiyat türleri arasında fiyat farklılığı olması çeşitli sorunlara yol açıyor.

Sorunun çözümü için; referans fiyat uygulamasında kullanılan emsal fiyatların belli kurallara göre düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Hem fiyat aralığı hem de fiyat türü açısından karışıklığa sebep olmayacak şekilde netleştirilirse daha sağlıklı olacaktır.

* İhracat eşyasının geçici depolama yerleri dışındaki yüklemelerde;

2’den fazla sayıda konteynera yükleme yapıldığı durumlarda, konteyner numaralandırması ile ilgili sıkıntılar yaşanıyor.

Örneğin, konteyner temininde yaşanan zorluklar dikkate alındığında yüksek hacimli ihracatlarda konteyner numaralarının tamamının temini mümkün olamıyor.

Bu nedenle; ihracat beyannamesinin 31 numaralı hanesine konteyner numaralarının değil sadece konteyner sayısının yazılması ile sorunların çözülebileceğini düşünüyoruz.

* Canlı hayvan ithalatında, ithal edilecek hayvanların kilo tespitindeki yöntemin de yeniden düzenlemesini talep ediyoruz.

Ağırlığı 300 kilogramı geçmeyen besilik canlı sığırlar için gümrük vergisi oranı % 0 iken,

Ağırlığı 300 kg üzerindekiler için % 135 gümrük vergisi uygulanıyor.

300 kg altında olan canlı sığırların 21 günlük karantina ve yurtdışından gelme süreleri düşünüldüğünde;

Hayvanların geçen sürede beslenmeleri nedeniyle 300 kilonun üzerine çıktıkları görülüyor.

Bu da ithalatçıları zor durumda bırakıyor.

Bizim önerimiz; ithal edilecek hayvanların kilolarının tespitinde;

• Yurtdışındaki uluslararası gözetim şirketlerinin raporlarının ya da,
• Konsolosluktan alınan konsolosluk onaylı belgenin

göz önünde bulundurularak işlem yapılması.


* Adnan Menderes Gümrük Müdürlüğü’nden yapılan ihracatlarda KDV iadelerinde bir takım sorunlar yaşanıyor.

Buradan işlem gören ihracat beyannamelerinin, uzaktan teyit ile kapatılabilmesine yönelik BİLGE sisteminde gerekli düzenlemenin yapılması konusunda desteğinizi bekliyoruz.

Son olarak odalarımızın tabi olduğu 5174 sayılı kanuna değinmek istiyorum.

Bu kanun mutlaka seçimlerden önce değiştirilmeli ve odalarımız çağa ayak uydurmalı.

Elektronik ortama göre düzenlemeler olmalı.

Spor, sanatsal aktivite gibi kentlerin ticaretini doğrudan etkileyen faaliyetler olduğu gerçeği görülmeli ve  desteklenmesine izin verilmelidir.

Tacir, sanayici, esnaf – tüccar ayrımı uluslararası sınıflandırmalar gözönünde tutularak yeniden yapılmalıdır.

TOBB’de 8 yıl Ticaret Konsey Başkanlığı yaptım.

Tüm Türkiye odalarıyla toplantılar nedeniyle bir araya geldik.

İş beraberliklerine ortam yaratılırdı.

Birlikte güçlüydük.

5590 sayılı eski kanunumuz değiştirilirken konseyler maalesef fonksiyonsuz hale getirildi.

Toplantı yeri Ankara olarak belirlendi.

Yılda 2 defa formalite bir toplantı.

Bu ve benzer uygulamalarla, CHP’nin seçim sistemine benzer bir aday gösterme sistemi ile birliğin “Birlik özelliği” kalmadı.

Seçim bitti herşey bitti.

Ben TOBB’nin yeni binasına bir kez gittim.

Güvenlik kontrolünden sonra toplantı salonunu gördüm ve sonra ayrıldım.

Odalarımızı denetleyen meclisler olmasına rağmen, TOBB’nin hiçbir denetim mekanizması oluşturulmadı.

Yılda bir defa spor salonlarında toplanan, delegeden fazla davetli ile genel kurullar oldubittiye getirildi.

Oysa önerimiz, konseylerin TOBB’nin meclisi olması ve denetim yapmasıydı.

Değişmesi gereken pek çok konu var.

Denetimsiz kurul olmaz.

Benim gibi ömrünün onlarca yılını Odalara hizmet için harcamış kişilerin görüşleri alınarak mutlaka düzenlemeye gidilmeli.

Odalar Birliği, gerçek bir güç ve birlik haline gelmeli.

Belki bilmiyorsunuz Sayın Başbakanımızın ve Cumhurbaşkanımızın seyahatleri dışında bir iş gezisi daha düzenlenmedi.

Protokol gezisi dışında, üzüm yemek yani mal satmak amacıyla ticari heyetler oluşmadı.

Uzattım biliyorum ama Odamıza ilk ziyaretiniz olduğu için konumuz çok.

Son bir konu ile bitiriyorum.

5174 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 6 yıl süre ile TOBB’un yıllık gelirlerinin yüzde 5’inin, bu sürenin dolmasını takip eden 15 yıl süre ile yüzde 2’sinin,

TOBB Vakfı ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ihtiyaçları için kullanılmak üzere bu kuruluşlara tahsis edilmesi düzenlendi.

Odamızın üniversitesi İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İstanbul Ticaret Odası’nın üniversitesi İstanbul Ticaret Üniversitesi 2001’de kuruldu.

TOBB, üniversitesini 2003’de kurdu.

2009’da Konya Ticaret Odası kurdu.

Biz üniversitemizi kurduktan sonra tüm parayı TOBB’a gönderiyoruz.

Kendi üniversitemize para veremiyoruz.

Oysa bu kaynağın toplam öğrenci sayısına göre camia üniversitelerine dağıtılması gerekir.

Odamız kurucusu bulunduğu İzmir Ekonomi Üniversitesi hiç para veremezken, TOBB üniversitesine kanuni zorunluluk nedeni ile kaynak aktarıyor.

Diğer taraftan bu durum YÖK tarafından eleştiriliyor ve üniversitemize kaynak desteğinin devamı isteniyor.

Sayın Bakanım bir kez daha Odamıza teşrifleriniz nedeniyle teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

İletişim Adresi: Atatürk Cad. No:126 Pasaport 35210 İzmir - Türkiye
Vergi Kimlik Bilgisi: Konak Vergi Dairesi 484 001 5699
Çağrı Merkezi: 444 92 92 Faks: 90 232 498 46 98
Copyright 2003-2004 -  
www.izto.org.tr 
info@izto.org.tr