Russian  English 
  | Logon |   Ara  

 

         Kurumsal

 

 




 

Dünya Piyasaları Stres Testinden Geçiyor…

15.08.2011

Değerli Üyelerimiz,

Büyük bir dönüşümün yaşandığı küresel ekonomide dengeler, Çin’in başını çektiği yükselen ekonomilere doğru çok hızlı bir şekilde ilerliyor.

Batı'nın dünya ekonomisindeki ağırlığı ve yaptırım gücü gün geçtikçe azalıyor.

İçinde bulunduğu sorunları çözemeyen ve gün geçtikçe bu sorunların daha da büyüdüğü Batı dünyası, yeni bir ekonomik kriz sınavından geçiyor.

1929 Büyük Buhranı'ndan sonra benzer neden ve sonuçlarla kendini 2008'de yeniden gösteren, dünya piyasalarını sarsan ve adeta ekonomik sistemin yeniden dizayn edilmesine yol açan bu küresel finansal depremin yaraları henüz sarılmamışken, şimdi ikinci bir dalganın dünya ekonomisini vurup vurmayacağı korkusu yaşanıyor.

ABD’nin mali durumu, dünya ekonomisini uzun süredir tehdit ediyor. Son olarak uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standart&Poors’un, ABD’nin kredi notunu “görüntünün bozuk” olduğu gerekçesiyle düşürmesi ve bunu yaparken iki yıl içinde harcama uzlaşısı bozulursa yeni not indirimleri tehdidinde de bulunması uluslararası piyasaları alt üst etti.

Bunu takiben dünya borsalarında sert düşüşler yaşandı. Altın ise rekordan rekora koştu.  ABD’nin borçlanma limitini yükselten yasanın ABD Kongresi’nde kabul edilmesiyle birlikte piyasalar rahat bir nefes alsa da sorunlar halen tamamen çözülebilmiş değil.

AB’de ise çözümlerin sürekli ertelenmesi; sorunların daha da büyümesine, borç yükünün daha da artmasına neden oluyor. Ürettiğinden fazla tüketen yapıya artık küresel ekonomik sistemin tahammülü kalmadı. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, dünya piyasalarının "yeni bir tehlikeli bölgeye" girdiği uyarısı yaptı ve yatırımcıların, bazı önemli ülkelerde ekonomik liderliğe olan güvenlerinin kaybolduğu ifade etti.

Kurtarma paketleri de ateşi söndüremedi. Piyasalarda yaşanan gerileme, AB’de borç krizinin patlak verdiği 2010 Mayıs ayını geçmiş durumda. Genişleyici ve tüketimi teşvik eden maliye politikalarının terk edilmesiyle gelişmiş ekonomilerde büyüme yavaşlama eğilimine girdi. Mevcut ekonomik konjonktürde, gelişmiş ülke ekonomilerinin genişleyici para politikasına devam ederek piyasalarını canlandırmaları ve finansal istikrarı sağlamaları gerekiyor.

Dünya ekonomileri borç krizi ve durgunluk ile mücadele ederken Türkiye’nin bu durumu görmezden gelme lüksü yok. Ülkemizde, 2011’in ilk yarısında cari işlemler hesabı 45 milyar dolar açık verdi. Merkez Bankası’nın yıl sonu cari açık beklentisi 70,7 milyar dolara yükseldi.

Döviz kurunda da oynaklık arttı. 2011 başında 1,55 TL’ye alınan dolar şimdi 1,75 TL, 2 TL civarında dolaşan Euro ise 2,50 TL'yi gördü.

Aslında, AB ve ABD’den gelen haberler mi vurdu, yoksa Ankara’nın erken alarm açıklamaları ve telaş önlemleri mi etkili oldu, tam da belli olmadı. Ancak, Türkiye’nin kredi sigorta primi şu geçtiğimiz birkaç gün içinde zıplayıverdi. Yani Türkiye artık daha pahalı borçlanacak.

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen krizin, Türkiye ekonomisi üzerinde uzun dönemli ve kalıcı bir olumsuz etki bırakmayacağını düşünüyorum. Ülkemiz ekonomi yönetimine güvenimiz tam. Ancak tedbiri de elden bırakmamız gerekiyor. Dünya ekonomileri, bir virüsle boğuşurken, bizim tamamen bunun dışında kalacağımızı düşünmemiz söz konusu olamaz.
Bugün mali disiplini güçlenerek devam ettirmemiz, istihdamı arttıracak, yatırım ortamını iyileştirecek çözümler üretmemiz gerekli.

Ekonomi yönetiminden yapılacak açıklamalara lütfen kulak verelim. Piyasaları yakından takip edelim.

Bu süreçte en önemli şey telaşa kapılmamak.

Borç almak zorundaysanız firmanızın geliri olan para cinsinden borçlanın.

Aksi halde kur riski nedeniyle ciddi kayıplar ile karşılaşabilirsiniz.

Borçlarımızı kademeli olarak azaltalım.

Borç düzeyimiz yüksekse, borcun vade ve koşullarını iyileştirmek için alacaklı ile müzakere ederek yeniden yapılandırmanın yollarını arayalım.

Telaş, kriz günlerinde veya krize karşı savunma davranışlarında en büyük tehdit unsuru.

Ekonominin çarklarının dönebilmesi için harcama elbette yapacağız. Ama israftan kaçınalım.

Maliyetlerimizi ve giderlerimizi hesaplarken iki kere dikkat edelim.

Burada en önemli nokta: Ürettiğimizden fazlasını tüketmemek.

Piyasada iniş ve çıkışlar kaçınılmaz. Dün de yaşanmıştı, bugün de yaşanıyor, gelecekte de yaşanacak.

Bu süreçte, fark yaratabilmek için uzun vadeli düşünmek ve bunu uygulamaya koyabilmekten geçiyor.

Ülkemizin en önemli riskinin cari açık olduğunu söylemiştim.

Cari açık riskini bertaraf edebilmemizin yolu döviz gelirlerimizi arttırmaktan geçiyor.

AB’deki krizi göz önüne getirerek ihracatta Afrika gibi yeni pazarlara yönelmeliyiz.

Tüketim malı üretiminden çok sermaye malı ve ara malı üretimini arttırmalıyız.

Bunun için Ar-Ge ve yenilikçiliğin geliştirilmesine yönelik programları ortaya koymalıyız.

Dünya stres testinden geçerken güçlü mali ve finansal sistemimize güvenerek, ihtiyatı elden bırakmamalıyız.

 

Ekrem DEMİRTAŞ
İzmir Ticaret Odası
Yönetim Kurulu Başkanı

İletişim Adresi: Atatürk Cad. No:126 Pasaport 35210 İzmir - Türkiye
Vergi Kimlik Bilgisi: Konak Vergi Dairesi 484 001 5699
Çağrı Merkezi: 444 92 92 Faks: 90 232 498 46 98
Copyright 2003-2004 -  
www.izto.org.tr 
info@izto.org.tr