2008 yılında Amerika’da başlayan ve hızla tüm dünyayı etkisine alan ekonomik krizin etkisiyle mal ve hizmet kalemlerinde yaşanan talep düşüklüğü, müteahhitlik hizmetleri ticaretini de olumsuz yönde etkilemiştir. Türkiye’nin yurtdışı müteahhitlilik işlerinde lider konumda bulunan Rusya pazarının da krizden etkilenmesi ve daralması sonucu Türk firmaları yeni pazarlar aramaya yönelmiştir. Alternatif pazarlar arasında Orta Doğu ve Türki Cumhuriyetler bulunmakla beraber en çok kazandıracağı öngörülen ise 30 milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümü ve 1 milyarı geçen nüfusu ile Afrika kıtasıdır.
Afrika’da ekonomik büyüme son 10 yılda sürdürülebilir bir hal almıştır. Kıta ekonomisinin uzun vadeli büyümesinde özellikle artan işgücü, hızlı şehirleşme ve orta sınıf tüketici nüfusundaki artış etkili olmaktadır. Ekonomik büyüme sürecinin ortaya çıkardığı yeni yatırım fırsatları sadece Türk ihracatçısının değil tüm uluslararası yatırımcıların ilgisini kıtaya çekmektedir.
2008 yılında kıta genelinde geliri 5 bin dolar ve üzeri olan hane sayısı 85 milyon civarında iken bu sayının 10 yıl içinde hızla yükselişi ve 128 milyona ulaşması beklenmektedir. 2030 yılına gelindiğinde ise kıtada bulunan en büyük 18 şehirdeki harcama gücünün 1,3 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Orta sınıf tüketici nüfusunun sayısındaki ve alım gücündeki artış kıta ekonomisinin gelişmesine olumlu katkıda bulunmaktadır.
Sağlık koşullarındaki iyileştirmeler ve bebek ölüm oranlarındaki azalma sayesinde iş gücünün 2040 yılında 1,1 milyara ulaşacağı öngörülmektedir. Bu sayı iş gücünün en yüksek olduğu Çin ve Hindistan’a denk gelmektedir. Aylık 100 dolar gibi oldukça düşük ücretlerle çalışmayı kabul eden çok sayıda işçi rahatlıkla bulunabilmektedir. Ucuz iş gücü sayısının yüksek olması firmalar açısından Afrika kıtasında yatırım yapmayı cazip hale getirmektedir.
Afrika’nın yükselen ekonomisine karşın kıta genelinde sanayileşme seviyesi hala çok düşüktür. Sanayi ürünlerinin tamamına yakın kısmını ithal etmekte, her yıl 250 milyar doların üzerinde ithalat yapmaktadır. Bu durum kıtayı her türlü inşaat ve yapı malzemesi ihracatı ve sanayi yatırımı açısından da çok büyük fırsatları barındıran bir pazar haline getirmiştir. En çok öne çıkan sektörler tekstil ürünleri, gıda, tarım, tarıma dayalı sanayi, mobilya, otomotiv yedek parçası, inşaat ve alt yapı hizmetleridir. Bu kategorilerin toplam yıllık gelirinin 2020 yılında 2,6 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir.
Hızlı nüfus artışı ve son yıllarda özellikle Kuzey Afrika ülkelerinde gözlenen şehirleşme projeleri doğrultusunda inşaat sektörü gerek kısa gerekse uzun vadede en çok kazandıracağı düşünülen sektördür.
RAPORUN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ